Reklamlar

Bu sabah ilk işiniz bu yazıyı okumak olsun

Sedyeciler hiç durmadan cepheden yaralı taşımaktadır. Doktorlar, yaşama şansı olan askerlerle ilgilenebilmekte, son derece az olan ağrı kesici iğnelerden yapabilmektedir. Her askerin başında saatlerce durmayı, yaralarını en büyüğünden en küçüğüne kadar tek tek elden geçirmeyi hepsi de gönülden arzulamaktadır ama buna olanak yoktur.

Bir doktor, ayağı kopmak üzere olan ve bağırsakları dışarı taşmış bir halde sedyeyle önüne getirilen askeri görünce, taşıyıcılara seslenir: Bunu kaldırın”… Bu sözü, savaşın her günü kim bilir kaç kez söylemektedir: “Bunu kaldırın”

O an, can çekişmekte olan asker inilti halinde seslenir: “Baba”… Tanık olduğu bu olayı anılarında anlatacak olan Salih Dörtbudak ve öteki doktorlar, duydukları bu ses karşısında taş kesilmişcesine duran arkadaşlarına bakarlar.

Doktor, çaresizlik içinde oğlunun kanlı yüzünü siler ve sedyecilere şunu söyler: “Bunu gölge bir yere kaldırın!”
Her gün onlarca defa söylediği sözde, oğlu için istediği tek ayrıcalık “gölge bir yer”dir!
SUNAY AKIN

kaynak gazeteinsan