Reklamlar

Soner Yalçın korkunç gerçeği açıkladı...Mutlaka okuyun!

Türkiye'deki gıda terörünü Saklı Seçilmişler isimli kitabıyla gözler önüne seren Araştırmacı Gazeteci Soner Yalçın, şeker fabrikalarını kapatma girişiminin ardından gerçeği yazdı. İşte insanı dehşete düşüren o satırlar...

Deniyor ki: 

“Şeker fabrikaları zarar ediyor!” Vahşi kapitalizm/neoliberalizm 1980'lerden itibaren ABD öncülüğünde dünyaya yayılmaya başladı. Devlet, piyasadan/pazardan tamamen çekilmeliydi. Türkiye, 24 Ocak 1980 kararlarıyla bu küresel ekonomik hegemonyaya boyun eğdi. Yapılacak özelleştirmelere kamuoyu desteği almak için medya aracılığıyla “kamu şirketleri zarar ediyor” algısı oluşturuldu. Aslında… 


Sosyal devlet ürünü kamu işletmelerine “kar-zarar” mantığıyla bakmak doğru değildi. Bunlar halkın refahı için vardı. Ama… O dönem karşıt görüşleri dinleyen yoktu. Böyle yazıp söyleyenlere “dinazor” deniliyordu! Halk, Türkiye'nin özelleştirmelerle zengin olacağını sanıp Turgut Özal'ı destekledi. Uzatmayayım. Konunun siyasi- ekonomik yönüne kısaca değinip meseleyi başka açıdan irdeleyeceğim.


AKP iktidar olduğunda… – Türkiye'de şeker tüketimi 1 milyon 735 bin tondu. – 2016 yılında 2 milyon 638 bin tona çıktı. AKP iktidar olduğunda… – Türkiye 0.6 bin ton şeker ithal ediyordu.


– 2016 yılında ithalat 280 bin tona çıktı! (Keza… Dünya şeker devlerinin Türkiye'de üretim tesisleri olduğu gibi ayrıntılara girmeyeyim.) AKP ithalatı kolaylaştırmak için, 8 Nisan 2016'da şeker ithalatında sıfır gümrük tarifesi kararı aldı! Ve AKP iktidar olduğunda… – Türkiye 280.6 bin ton şeker ihraç ediyordu. – 2016 yılında bir gram şeker ihraç edemedi! Bu rakamlar bize neyi anlatıyor?


Sam Amca'nın emri Türkiye'de şeker tüketimi hızla artıyor. Türkiye'de şeker üretimi hızla azalıyor. İtibarıyla şeker ithalatı hızla artıyor. Peki… Tüketim artarken şeker fabrikaları nasıl zarar ediyor? Bakınız… Bünyesinde elde edilebilecek kadar şeker bulunduran iki bitki var: – Şeker kamışı… -Şeker pancarı…


Ülkemizde şeker (yani sakaroz) üretimi çok büyük oranda pancardan alınıyor. Yani… Bizim şeker üretimimiz pancara dayalı. ABD işaret parmağını sallayıp “yasak” dedi. Tıpkı… – Haşhaş dikmeyeceksiniz! (Sanki dünyaya afyonu biz ihraç ediyorduk!) – Tütün dikmeyeceksiniz! (Sanki dünyayı sigaraya biz alıştırdık!) Bu kez de…


“Şeker pancarı üreticilerini desteklemeyeceksiniz” dedi Sam Amca! Bunun üzerine, ANAP'tan AKP'ye kadar iktidarlar pancar üreticilerini desteklemedi; pancar üretimini aşağıya çekti. 1980'lere kadar gitmeyeyim… – 2001 yılındaki Şeker Kanunu'ndan önce 410 bin hektar olan şeker pancarı dikim alanı, 2015 yılında 272 bin 990 hektara düştü. 22 milyon ton olan şeker pancarı üretimi, 2015 yılında 15.8 milyon tona geriledi. Çiftçi sayısı, 337 binden 120 bine düştü. Soru soruyu doğuruyor:


ABD -IMF dayatmalarıyla- şeker sektöründe köklü değişimi neden şart koştu? Kimine göre, “nişasta bazlı şeker”… Kimine göre, “mısır şurubu”… Kimine göre, “glikoz-fruktoz şurubu” ya da “yüksek fruktozlu mısır şurubu”… Özünde hepsi aynı bu endüstriyel bilmem ne “şeysi” ile, Türkiye şeker piyasasına hakim olmak istediler. Ve bunu adım adım gerçekleştirdiler! Ardından… Aspartam gibi “yüksek yoğunluklu tatlandırıcıları” pazara soktular. Evet, şekerin niteliğini değiştirerek Türkiye'ye girdiler.


Ekonomi mi? Sağlık mı? Türkiye, dünyada pancar üretiminde hatırı sayılır bir yerdeydi. Fakat… Pancara dayalı şeker (sakaroz) üretimimiz hızla yok edildi/ediliyor. Yerine “mısır şurubu” ve “aspartam” gibi yapay tatlandırıcılar konuyor. Çünkü, “ekonomik” deniyor! Örneğin… Aspartam gibi yapay tatlandırıcılar normal şekerden daha ucuza mal ediliyor.

Düşünün ki, 3 kilo yapay tatlandırıcı 750 kilo şekere denk geliyor! İthal edilen yapay tatlandırıcıların yüzde 5'i sağlık alanında ve yüzde 95 gibi ise gıda sektöründe kullanılıyor.

Raf ömrü uzun olan yapay tatlandırıcılar; şekerleme, bisküvi, kahvaltı gevrekleri, çikolatalar, naneli şekerler, meyveli içecekler, düşük kalorili besinler, baklava, reçel, helva, sütlü tatlılar, konserve bezelyeler, gazlı içecekler, sakızlar, meyveli yoğurtlar, dondurmalar, diyabet ürünleri ve sporcu içeceklerinde bolca kullanılıyor.

Gıda düzeni “yaratıcıları” biliyorlar ki; beynimiz doymak bilmez bir şeker bağımlısı! Bu sebeple ucuz yapay tatlandırıcıları bolca dayayıp tüketimi artırıyorlar. Beyin yedikçe doymuyor. Peki…


“Ekonomik” bu yapay tatlandırıcılar ne kadar sağlıklı? İşte meselenin özü bu… Gıda şirketleri, pancara dayalı pahalı şeker yerine, çok daha ucuz yapay tatlandırıcıları tercih ediyor. Kar'ı artıyor.


İyi de… Bunlar diyabet/şeker hastalığı gibi saymakla bitmeyecek rahatsızlıklar ortaya çıkarıyor. Sürekli şişkinlikten aşırı gaz çıkarmaya, sinir asabiyetlerinden körlüğe, kalp rahatsızlığından alzheimera, pankreas kanserinden astıma kadar birçok bozukluğun sebebi bunlardı. Şimdi… Devletin ne yapması gerekiyor:


“Zarar ediyor” denilen şeker fabrikalarını kapatarak, pazarı tamamen sağlıksız yapay tatlandırıcılara, mısır şurubuna mı bırakmalı? Üzerinde durulması gereken asıl konu budur! Çünkü… Eko-emperyalizm, yapısını değiştirdiği şeker-buğday-pirinç vd. soykırım yapıyor.