Reklamlar

Yandaş yazardan ağır sözler

Yandaş Türkiye gazetesi yazarı Fuat Uğur köşesinde Muharrem İnce’yi hedef aldı.


İlber Hoca’dan yakında bu sözü Muharrem İnce için duyarsak şaşmayalım.
Şaka bir yana ama Muharrem İnce ağızda kekremsi bir tat bırakıyor artık.
İnsan biraz zekâ belirtisi görmek istiyor sonuçta.
Esasında bunları yazmakla iyilik ediyorum kendisine.
“Polislere, hemşirelere 3600 ek gösterge getirilecek” dediğinizde herkesin size uygun yeriyle güleceğini hesap etmeniz gerekir misal. Çünkü 10 gün önce yapıldı bu.
Geçen gün de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a laf çakarak “Ey Hollanda diyor portakal bıçaklıyor, sonra gidiyor Petrol Ofisi’ni satıyor” dedi. Sahibi devlet değil, Avusturyalı OMV’ydi, Aydın Doğan’dan almıştı, onlar da Hollandalı Vitol’e sattı.
Kısaca söylediği hiçbir kelimede doğru yok.
PETROL OFİSİ’NİN SATIŞINI KILIÇDAROĞLU’NA SORUN MUHARREM BEY
Petrol Ofisi bir devlet şirketi değil, ama İnce’yi de ilgilendiren bir hikâyesi var. Hani bir vakitler Doğan Medyası vardı. CHP ve kimi zaman HDP, kimi zaman da FETÖ destekçisi olan medya. İşte onunla, CHP’nin ortaklarından olduğu İş Bankasının da içinde bulunduğu bir hikâye bu.
Loblarınızı zorlayın Muharrem Bey, çok özet bir bilgi:
1-Petrol Ofisi (POAŞ) 2000 yılında özelleştirildi.
2-İhalesine Aydın Doğan İş Bankası ile birlikte girdi. POAŞ’ın yüzde 51 hissesi Türkiye İş Bankası-Doğan Holding AŞ tarafından 1 milyar 260 milyon dolara alındı. Arada bir sürü alavere dalavere oldu, bunları yazmayacağım, çok uzun.
3-2005 yılında İş Bankası, elindeki yüzde 44 oranındaki hisseyi 616 milyon dolara Doğan Holding’e sattı.
4-Doğan Holding ise aynı hisseleri altı ay sonra 1 milyar 54 milyon dolar karşılığında Avusturya şirketi OMV’ye sattı.
5-CHP destekçisi Aydın Doğan böylece İş Bankasının zamanlama harikası satışıyla 438 milyon dolar kârı kaymak gibi cebine koydu.
Peki, bu özelleştirme hikâyesinde imzası olan İş Bankası Yönetim Kurulu üyelerinden birinin adı neydi biliyor musunuz Sayın Muharrem İnce? Söyleyelim, şu andaki Genel Başkanınız KEMAL KILIÇDAROĞLU. Evet, ta kendisi.
KILIÇDAROĞLU DOĞAN MEDYA İLİŞKİSİ O VAKİT BAŞLADI
CHP’nin İş Bankasındaki yüzde 28 hissesinin o zamanki temsilcisi oydu.
Sütten çıkmış ak kaşıktır kendisi. Hırsızlıkla, namussuzlukla, galduru gubbak işlerle hiç alakası yoktur. Eh, onun karşılığında kasetler, masetler, Gandi kampanyaları da işin bonusu oldu tabii bilahare.
Muharrem İnce, iş bu Petrol Ofisi şimdi de OMV tarafından Hollandalı Vitol’e satıldı.
Bir de şu otomobil meselesi Sayın Fizik Profesörü. Hani diyorsunuz ya “Otomobil önemli değil, önemli olan marka” diye, ondan söylüyorum. Otomobil üretmeden MARKA oluşturamıyorsunuz. Önce bir otomobil projeniz olacak ve onu realize ederken marka hazırlıkları da ona paralel yürüyecek. Yani “Ben otomobilin motorunun beynini üretecek robotun beynini yapacak yazılımı vadediyorum” diyorsunuz ya, ah be Muharrem Bey, birileri sizi fena sarakaya alıyor, bilmem farkında mısınız?

Bir de tutmuşsunuz AK Parti’nin SEÇİMLERİ İPTAL ETTİRMEYE ÇALIŞTIĞINI söylüyorsunuz.
Burada pes ettim.
Birisi Muharrem Bey’e CHP’nin Anayasa Mahkemesine 29 maddelik gerekçeyle seçimleri iptal ettirmek için başvurduğunu söylemedi mi?
Kumaş, kalibre filan; malzeme bu demek ki.
FRANKOFON AHMET’İN FİKİRLE İMTİHANI VE SONUÇ
Alta sıralayacağım isimlerin hepsi “demokrasi ve özgürlük” şampiyonları. Fransa’da yaşıyorlar. Biri de Cumhuriyet gazetesi yazarı.
1-Faruk Günaltay, Strasbourg’daki Odysee sinemasının genel müdürü. Bu sinemayı 22 yıldır yönetiyor. Arada sırada da Türk filmleri haftaları düzenliyor kendi kendilerine oyalanıyorlar.
2-Prof. Samim Akgönül, Strasbourg Üniveristesinde tarihçi ve siyaset bilimci.
3-Ahmet İnsel, Cumhuriyet gazetesi yazarı.
4-Muharrem Koç, ASTU adlı Türk Göçmen İşçileri ile Dayanışma Derneği Yöneticisi.
Şimdi size bir başka ismi daha tanıtacağım.
Ali Gedikoğlu. Göçmenlere eşit haklar ve İslamofobiye karşı çalışmalarıyla Avrupa’nın on beş ülkesinde tanınan COJEP’nin (Uluslararası Adalet, Eşitlik ve Barış Konseyi) yıllardır başkanlığını yürüten bir sivil toplum önderi.
Aynı zamanda Fransız vatandaşı ama Fransa’nın Frankofonlaştıramadığı, zihnini kolonize edemediği vatansever bir Türkiyeli.
Ali Gedikoğlu geçtiğimiz haftalarda bozulan Fransa-Türkiye ilişkilerine dair bir yazı yayınladı ve yukarıda isimleri olan kişilerden de söz etti. Gedikoğlu yazıda özetle ve mealen “Fransa-Türkiye ilişkileri bu isimlerin yazdığı yazılar zehirliyor ve her iki ülkeye de zarar veriyor. Bu yüzden Fransa’nın sürekli olarak ırkçı, Marksist ve komünist olan bu kişilerin Türkiye’yi olumsuzlayan yazılarına itibar etmekten vazgeçmesi ve onları bertaraf etmesi gerekir” dedi.
Yukarıdaki dört isim ne yaptı bekletmeden söyleyeyim. Medya özgürlüğüne, söz söyleme serbestisine verdikleri önemi derhal göstererek Ali Gedikoğlu’nu savcılığa şikâyet ettiler. Sebep ise size tanıdık gelecek:
“Halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmek, nefret suçu işlemek.”
Yukarıdaki sözlerde halkı kin ve düşmanlığa teşvik etmekten tutun, nefret suçuna kadar ne var takdir sizin. Ama sonuçta Ali Gedikoğlu önceki gün çağrılı olduğu için Strasbourg’da savcılığa ifade vermeye gitti.
Savcı Gedikoğlu’nun ifadesini aldıktan sonra bu dört kişinin talebini reddetti.
Ancak Muharrem Koç adlı kişinin yöneticiliğini yaptığı ASTU Derneğinin başvurusu yasa gereği kabul edildiği için mahkemede resen dava açılabiliyormuş Fransız yasalarına göre.
Sonuçta, Ali Gedikoğlu söylediği sözlerden dolayı demokrasi, medya özgürlüğü, fikir hürriyeti şampiyonu bu dört riyakârın başvurusuyla fikrinden dolayı yargılanacak.
Alın size demokrasi, tepe tepe kullanın.